· Boyca büyüme uç meristem tarafından sürekli gerçekleşir.
Çevresel faktörler(Işık,sıcaklık,nem ,yerçekimi ..)
Hormon gibi iç faktörle
BİTKİLERDE BÜYÜME:
· Boyca
büyüme uç meristem tarafından sürekli gerçekleşir.
· Kök ve
gövde sürekli büyürken yaprak ve çiçek gibi organlar sınırlı büyür.
· Büyüme
miktarı ve hızı türlere göre farklılık gösterir.
· Büyümeyi
etkileyen faktörler:
Genetik faktörlere,
Çevresel faktörler(Işık,sıcaklık,nem
,yerçekimi ..)
Hormon gibi iç faktörler
Hormonların Bitki Büyümesine Etkisi:
· Hormon
Latince hormaein ‘‘ uyarmak’’ ‘‘harekete geçirmek’’ anlamındadır.
· Bitkilerde
çeşitli iç ve dış uyarıların etkisi ile belirli organlarda sentezlenirler.
· Sentezlendikleri
yerde veya başka bir hedef organa taşınarak orada bulunan özgül reseptörlere
bağlanıp uygun tepkinin
verilmesini sağlayan kimyasal maddelerdir.
· Çok az
miktarları bile güçlü etki gösterir.
· Bitki
gibi çok hücreli organizmaların farklı görevlerine özelleşmiş olan hücreleri
arasında iletişimi
sağlar.
· Birçok
doku eşgüdümlü hareket eder.
· Bitki
hormonlarının en önemli görevi büyümeyi sağlamaktır.
· Büyüme
dışında görevleri;
Meyve olgunlaşması
Çiçek açma
Farklılaşma
Yara tamiri
Yaprak dökümü
Bitkisel Hormonlar;
1. Oksin
2. Giberellin
3. Sitokinin
4. Absisik asit
5. Etilen
1.OKSİN:
· Büyümeden
sorumlu en önemli hormon.
· Bitkilerin
embriyolarında, sürgün uçlarında, genç yapraklarda, genç yapraklarda,
meyvelerde üretilir.
· Primer
meristemden oluşan hücrelerin çeperlerinde gevşemeyi sağlayıp hücrelerin
uzamasını neden
olur.
· Hormon
azlığında yapraklar dökülür.
· Fazla
salgılandığında büyüme durur.
· Oksin
konsantrasyonu belli miktarı aştığında etilen salgılayan hücreleri uyarır.
Etilen gaz halindedir,
hücreler arası boşlukta birikir.
Oksijen alamayan hücrelerin
metabolizmaları yavaşlar.
Oksinin
Etkileri:
Mitoz bölünmeyi hızlandırır.
Hücre uzamasını sağlar.
Yaprak ve meyve dökülmesini
geciktirir.
Kambiyum aktivitesini arttırıp
ksilem ve floem farklılaşmasını sağlar.
Çekirdeksiz meyve oluşumunu
sağlar (Döllenmeden meyve oluşumu)
Boyuna büyümeyi sağlar. Yanal
tomurcukların büyümesini engeller.(Apikal dormansi)
Tarımda bazı yabani otların
gelişmesi sentetik oksinlerle engellenir.
Gövde ucunda sentezlenen oksin
aşağıya doğru tek yönlü taşınır.
Yer çekimin etkisi yoktur.
Bitki filizi ters çevrilse
bile oksinin taşıma yönü değişmez.
2.GİBERELLİN:
· İlk
Japon bilim adamları Gibbrella fujikurai denilen küf mantarında bulmuşlar.
· Giberellinler
ve oksinler bir hormon grubunun genel adıdır.
· Eksikliğinde
bitkiler cüce kalır.
· Bonsai’de
(Japon bitki yetiştirme sanatı) özel yöntemlerle bitkilerden giberellin
uzaklaştırılır.
Bulunduğu
yerler:
Bitki embriyolarında
Tomurcuklarında
Genç yapraklarında
Köklerde
Etkileri:
Tohum Dormansisini (Tohumun
uyku halinde olması) ortadan kaldırıp çimlenmeyi sağlar.
Hücre çeperinin suya geçirgenliğini
artırır. Bu durum çimlenmeyi hızlandırır.
Çiçeklenmeyi teşvik eder.
Meyve oluşumunu sağlar.
Meyve iriliğinde oksinle
birlikte etkilidir.
Çekirdeksiz meyve
(Partenokarpik meyve) oluşumunda giberellin etkisi daha fazladır.
3.SİTOKİNİN:
· En iyi
bilinen sitokinin hormonu kinetindir.
· En
fazla kök ucunda sentezlenir.
· Tohum,
meyve ve genç yapraklarda da üretilir.
· En
önemli görevi hücre bölünmesini hızlandırmak.
Etkileri:
Bitkinin yanal tomurcuk
büyümesini teşvik eder.
Yaprakalrın yaşlanmasını
önler.
Kloroplast sentezini artırır.
Tomurcuk oluşumunu artırır.
Oksinle birlikte hücre
farklılaşmasında etkilidir.
Mineral besinlerin taşınmasını
hızlandırır.
Doku kültüründe yüksek oksin;
sitokinin oranı kök oluşumu
Düşük oksin; sitokinin oranı
sürgün oluşumunu sağlar.
İki hormonun dengede olduğu
düzeylerde doku farklılaşması olmaksızın büyüme olur.
Çiçekçiler sitokinin içeren
çözeltilerle bitkinin yeşil ve genç görünmesini sağlar.
4.ETİLEN
· Gaz
halinde bir hormondur.
· 1910
yılında H.H.Causins kapalı bir odada bulunan portakallardan çıkan bir gazın
odadaki muzları
olgunlaştırdığını söylemiştir.
· Tüm
bitki organları tarafından üretilir.
· Kuraklık,
yaralanma, enfeksiyon ve donma gibi stresler etilen salgısını arttırır.
Etkileri:
Meyvelerin hücre çeperindeki
selüloz ve pektin maddelerinin gevşemesine neden olur. Meyve olgunlaşmasını
sağlar.Meyve içindeki nişasta moleküllerinin yıkılıp sükroz gibi suda iyi
çözünen şekere dönüşmesi ile meyveler sulu ve tatlı bir hal alır.
Yaprak dökülmesi (Yaprak
absisyonu) sırasında oksin oranı azalır. Etilen oranı artar. Bu durum yaprak
tabanında bir absisyon tabakası oluşmasına neden olur.
(Absisyon tabakası, yaprak sapının
dibinde bulunan özel tabakaya denir. Bu tabakayaprağın dökülmesine olanak
verir. Absisyon bölgesi; Yaprak sapının dibine yakın bir yerde bulunan ve
absisyon tabakasını içeren bölge. Absisyon; Canlı bir bitkinin yaprak, çiçek ve
meyvelerinin dökülmesi.)
Etilen hormonu miktarı bitki
büyümesinde farklılıklar yaratarak mekanik engellerle karşılaşan bitkinin
farklı yöne ilerlemesini sağlar.
(Yeni gelişen bitki fidesi
önüne çıkan bir engele temas edince etilen salgılanır. Mekanik strese verilen
tepkidir. Gövdede etilen yoğunluğu uzamanın azalmasına neden olur.
Normalde boyca uzama gösteren
gövde hücrelerinin enine çeperi gevşer ve bitki gövdesi kalınlaşır. Eğrilen
bitkinin hücreleri bitkinin enine uzamayı sürdürdükçe büyüme yatay olarak devam
eder. Fidenin uç bölgesi mekanik etkiden uzaklaşınca etilen oranı azalıp büyüme
normal düzenine geri döner. Bu olaya üçlü yanıt denmesinin sebebi ; gövdede
uzamanın durması, kalınlaşma ve yatay büyüme şekilde gerçekleşmesindendir.
Taşlar arasından sıkışmış bir tohumun filizlenerek nasıl sıyrıldığını açıklar)
Bilgi:
Ag+
(Gümüş) iyonları ve yüksek konsantrasyonda CO2 etilenin meyve
olgunlaşması gibi birçok etkisini engeller. Meyvelerin depolanması ve uzun süre
saklanmasında CO2 ‘nin bu etkisinden faydalanılmaktadır.
5.ABSİSİK ASİT(ABA):
· İletim
demeti görülen tüm bitkilerde bulunan hormondur.
· Plastit
içeren hücrelerde sentezlenir.
· Hedef
hücrelere ksilem ve floem ile taşınır.
Etkileri:
Büyümeyi yavaşlatır.
Yaprakların yaşlanmasına neden
olur.
Tohumun çimlenmesini engeller
(Dormansi)
Bitkiyi kuraklıktan korur.Su
stresinde salgılanma miktarı elli kat artar stomaların kapanmasını sağlar. Su
kaybı engellenmiş olur.
BİTKİLERDE HAREKET
· Bitkisel
hareket büyümeyle ya da ani turgor değişimiyle sağlanır.
· Büyüme
ve hareket birlikte ele alınır.
· Hareketler
1.Tropizma(Yönelim)
2.Nasti
(Irganım)
1.Tropizma
(Yönelim) Hareketleri:
· Işık,
yer çekimi, sıcaklık gibi uyaranların etkisi ile bitkinin kök ve gövde gibi
organlarında asimetrik
büyüme gerçekleşir.
· Organların
her noktası eşit büyümez. Büyümenin sınırlı olduğu tarafa yönelir.
· Uyaranın
geldiği yöne doğru büyüme olursa pozitif
tropizma.
Uyaranın geldiği yönün tersine
ise negatif tropizma denir.
Tropizma hareketlerinde
organların asimetrik büyümesi hormonların eşit dağılmayışından kaynaklanır.
Uyarıcı olan ışık gibi dış
faktörler oksin hormonu dağılımını değiştirir.
Tropizma hareketleri uyaranın
çeşidine göre isim alır.
Tropizma
Çeşitleri:
Fototropizma
Geotropizma
Hidrotropizma
Kemotropizma
Haptotropizma
(Tigmotropizma)
Travmatropizma
Fototropizma:
Işık etkisiyle olan yönelim
hareketi.
Gövde pozitif fototropizma
gösterir.
Kökler negatif fototropizma
gösterir.
(Fototropizma ilgili ilk
deneyler Charles Darwin ve oğlu Francis Darwin tarafından çimen koleoptiller
ile yapılmış.)
Darwinlerin deney sonuçları:
Koleoptillerin
ışığa olan duyarlılığı gövdeden değil bitkinin uç kısmından kaynaklanır.
Bitkide
kıvrılma bitki ucundan belirli bir uzaklıkta gerçekleşir.
Çimenlerin
uç kısmından kıvrılmanın olduğu bölgeye bazı sinyaller gitmektedir.
Peter Boysen – Jensen deney
sonuçları:
1913
de Darwinlerin ileri sürdüğü koleoptillerin ucundan gönderilen sinyallerin alt
kısımlarda kıvrılmaya neden olduğu fikrini test etmişler. Bu sinyallerin bir
kimyasal maddeden kaynaklandığını göstermişler.
Uç
tarafı kesmişler, iki kesik uç arasına kimyasal geçişe izin veren jelatin blok
koymuşlar.
Bitkinin
ışığa yöneldiğini görmüşler.
Kesik
uçlar arasına kimyasalları geçirmeyen mika konulduğunda yönelim olmamış.
F.W Wentin deney sonuçları:
Peter
Boysen – Jensen’den sonra Went koleoptilin ucundaki kimyasalın agar bloğu
geçmesini sağlayıp, ucun işlevini gerçekleştirebileceğini göstermiştir.
Went,
agar bloğa geçen kimyasal maddeye oksin ( auxein= artmak) adını vermiş.
Geotropizma (Gravitropizma)
· Saksı
bitkisi yatay olarak konumlandırılırsa gövde yukarı doğru, kök aşağıya doğru
kıvrılarak büyür.
· Yer
çekimine verilen bu tepkiye denir.
· Kök
genelde pozitif geotropizma
Gövde negatif geotropizma
· Etkin
rol alan kimyasak oksin hormonudur.
Hidrotropizma
· Topraktaki
su veya nem, kök için uyarıcı etki yapar.
· Kökün
suya doğru yönelmesine neden olur.
· Pozitif
hidrotropizma
Kemotropizma:
· Bitki
köklerinin kimyasal uyarılara gösterdiği yönelim hareketidir.
· Kökler
uygun mineralin bulunduğu toprak çözeltisine doğru pozitif kemotropizma
gösterir.
Zararlı içerik bulunan toprak ortamında ters
tarafa yönelim negatif kemotropizma yapar.
Haptotropizma (Tigmotropizma)
· Yunanca
thigmao dokunma anlamıdadır.
· Sarılıcı
bitkiler değişime uğramış yaprakları ile herhangi bir desteğe sarılır. Pozitif
tigmotropizma.
· Desteğe
temasta bitkide oksin hormonunun homojen dağılımı bozulur.
· Temas
eden noktada büyüme hızı düşüktür.
· Asimetrik
büyüme sarılmayı sağlar.
Travmatropizma:
· Bitki
organlarında yara alınan bölgede travmatin
salgısı ile bu bölgedeki büyüme durur.
· Yaralanan
bölgenin tersine büyüme devam eder.
· Yara
tarafının tersine yönelmesi negatif travmatropizma denir.
· Daima
negatiftir.
· Yara
bölgesi bol suyla yıkanırsa yönelim engellenir.
2.Nasti
(Irganım) Hareketleri:
· Bir uyarıcının
(ışık, sıcaklık,temas v.b) etkisi ile bitkilerde ani turgor basıncı değişimi
sonucu ortaya
çıkan hareketler.
· Genellikle
büyümeyle ilgili değil.
· Tropizma
gibi kalıcı etkiler bırakmaz.
· Nasti
hareketi uyaranın yönüne bağlı değildir.
· Pozitif
ve negatif hareket tanımları bulunmaz.
· Oldukça
hızlı gerçekleşir.
· Uyaranın
çeşidine göre isimlendirilir.
Çeşitleri:
Fotonasti
Termonasti
Sismonasti (Tigmonasti)
Fotonasti
· Işık
etkisi ile gerçekleşen hareketler.
Örnek:
Akşam sefası bitkisinde
çiçekler aydınlık ortamda kapalı, karanlık ortamda açık.
Gündüz akşam sefası çiçeğinde
örtü yapraklarının dış kısmındaki hücrelerde turgor basıncı artarken yaprağın
iç kısmında bulunan hücrelerin turgor basıncı azılır. Çiçek kapanır.
Akşamise iç kısmın
hücrelerinde turgor basıncı artar, basınç dengelenir. Çiçekler açılır.
Termonasti:
· Sıcaklık
etkisi ile oluşur.
Örnek:
Lalelerin çiçeklerindeki taç
yapraklar ortam sıcaklığı 15-20 oC de açık 5-10 oC de
kapalıdır.
Sismonasti (Tigmonasti):
· Dokunma
ya da sarsıntıya bağlı gerçekleşen nasti hareketleridir.
Örnek:
Küstüm otu bitkisinin
yapraklarına dokunulduğunda sarsıntının etkisi ile yaprakların taban
kısımlarında asimetrik turgor değişimi olur. Yaprakçıklar birbirine doğru
kapanır. Etki devam etmezse yaprakçıklar eski haline döner.
Böcek kapan bitkisinde kapan
şeklindeki yaprakların böcekleri yakalaması.
FOTOPERİYODİZM:
· Ekvator
bölgesinde gece ve gündüz birbirine eşittir. Yıl boyunca değişmez.
· Ekvatordan
kutuplara gidildikçe belirginleşen mevsimsel geçişler başlar.
· Yaz
günlerinde ışık alma süresi artar. Kışın kısalır.
· Bitkilerin
bir günde ışık ve karanlığa maruz kaldığı süre fotoperiyotdenir.
· Çiçeklenme
gibi bazı fizyolojik olayların ortaya çıkmasına neden olur.
· Bir
bitkinin 24 saat içeren bir gün içerisinde ışık ve karanlıkta kalma sürelerinin
uzunluğuna göre vermiş olduğu fizyolojik tepki fotoperiyodizm olarak
adlandırılır.
Bitkiler fotoperiyodik
tepkilerine göre üç şekilde sınıflandırılır.
1.Uzun Gün Bitkileri
2.Kısa Gün Bitkileri
3.Nötr Gün Bitkileri
1.Uzun
Gün Bitkileri
Çiçeklenebilmeleri 24 saatte
bir belirli bir süreyi aştığında gerçekleşir.
Buna kritik gün uzunluğu
denir.
Kritik gün uzunluğunun mutlak
değeri bitki türleri arasında değişiklik gösterir.
Uzun gün bitkilerinin
çiçeklenebilmesi için 12 saatten daha fazla ışığa maruz kalması gerekir.
Araştırmacılar uzun gün
bitkilerinin aslında kısa gece bitkileri olduğunu, çimlenmeyi belirleyen ana
etkenin karanlıkta kalma süresi olduğu sonucuna varmışlar.
Bahar aylarında ve yaz
aylarında çiçeklenir.
Arpa, yulaf, buğday, yonca ve
ıspanak gibi bitkiler uzun gün bitkileridir.
2.Kısa
Gün Bitkileri
Gün
uzunluğu yalnızca kritik bir değerden daha kısa olduğunda çiçeklenen
bitkilerdir.
Çiğdem,
sütleğen, patates gibi bitkiler.
Günlerin
kısalıp, karanlık periyodun arttığı sonbahar ve kış aylarında çiçeklenirler.
Kısa
gün bitkileri aslında uzun gece bitkileridir.
Çiçeklenebilecekleri
uzun gece periyodu ışık flaşı ile bir süreliğine bölünürse çiçeklenemezler.
Normalde
çiçeklenmek için uygun olan karanlık periyodun kesintiye uğraması nedeniyle
çiçeklenemez.
Çimlenmek
için karanlığın sürekliliğine ihtiyaç duyarlar.
Gündüz
periyodun kısa bir karanlıkla kesintiye uğratılması çiçeklenmeyi etkilememekte.
3.Nötr
Gün Bitkileri
Gün uzunluğuna duyarsızlar.
Gün uzunluğunun uzun yada kısa
olmasının çimlenmeye etkisi yok.
Fasulye, domates, pamuk ve ay
çekirdeği
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder